Ars longa vita brevis
 
 
 

 

 



MAKALE-KADIN HAKLARI 


WOMEN'S RIGHTS (?!!)

I PREFER TO DEDICATE NOT ONLY ONE DAY IN A YEAR BUT 365 DAYS OF THE YEAR TO WOMEN

OR AT LEAST I RECOMMEND TO CHANGE THE WOMEN'S DAY WITH WOMEN'S MONTH

MARCH IS THE WELCOMING MONTH OF THE SPRING, THE SEASON OF LOVE AND REBIRTH OF THE NATURE

                    WOMAN IS THE COLOR WHEEL OF THE HUMANITY...

KADIN GÜNÜ HAKKINDA ERKEK SÖZLERİ

“Uluslararası Kadın Günü" belirlenmesine yönelik ilk adımlar 1900’lerin başında dikkat çekmeye başlamıştır.


Kadının erkekle arasında yaratılan eşitsizliğe başkaldırısı 1908’de New York’ta 15.000 kadının daha az çalışma, daha iyi maaş ve seçme hakkı taleb eden yürüyüşü ile dikkatleri üzerine çekmiştir.


1909‘da Amerikan Sosyalist Partisi 28 Şubat’ı Ulusal Kadın Günü ilan etmiş daha sonra yapılan değişiklikle 1913’e kadar kutlama Şubat ayının son Pazar günü yapılmıştır.

1910’da Kopenhag’da yapılan Sosyalist Enternasyonal toplantısında “uluslararası kadın hakları hareketi ve kadına seçme hakkının savunulması” tanınması karara bağlanmış, sembolü olarak “Uluslararası Kadın Günü” benimsenmiş, 17 ülkeden 100 kadın öneriyi desteklemiş bu kadınlardan üçü daha sonra Finlandiya Parlamentosunun ilk kadın milletvekilleri olmuşlardır.


1911’de Uluslararası Kadın Günü ilk olarak Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de 19 Mart olarak belirlenmiştir ve o gün 1 milyon kadın ve erkek, kadına çalışma, oy verme, eğitim ve kadın-erkek eşitsizliğinin kaldırılması yönünde dövizlerle sokaklarda bu günü kutlamak için yürümüşlerdir.


23 Şubat 1917 günü Rus kadını savaş nedeniyle 2 milyon rus askerinin ölümü üzerine “barış ve ekmek” grev yürüyüşü yaptı. Dört gün sonra oy verme hakkını elde etti.

Julian Takvimindeki 23 Şubat’ın Gregoryen Takvimindeki karşılığı 8 Mart idi.


Takip eden yıllarda kadın hareketi gelişti, Birleşmiş Milletler her yıl kadın hakları, kadının sosyal, politik ve ekonomik yaşama katılımı üzerine konferanslar tertip etti.


1975’te Birleşmiş Milletler 8 Mart’ı Dünya Kadın Günü ilân etti ve bugün artık birçok ülkede 8 Mart Uluslararası Kadın Günü olarak kutlanıyor. Kadın haklarının savunulması ile başlayan hareket anneler günü gibi aynı zamanda 8 Martta erkeklerin annelerini, eşlerini, kız akadaşlarını, iş arkadaşlarını onurlandırmaları, sevgilerini ve saygılarını ifade etmeleri için de benimsendi. A.B.D. tüm Mart ayını “Kadın Ayı” ilân etti.


(+) 21.yüzyıl kadın haklarına, kadın-erkek eşitliğine yönelik çok önemli olumlu atılımlara tanıklık ediyor. Genç kadın nesli önceki nesillerin kadın hakları ve eşitliğine yönelik çabalarını saygı ile anıyorlar. Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinin hepsinde artık kadın yaşamın her aşamasında, her kademesinde aktif rol oynuyor, kararlarda etkin katkıda bulunuyor.


(-) Fakat yine de hala politik hayatta, iş hayatında, yüksek eğitimde kadına eşitsizlik tam anlamıyla giderilebilmiş değil, erkeğin ve geleneklerin baskısı hala kadının üzerinde, Şirketlerde kadına erkekten az maaş veriliyor, üst düzey yönetime geçmelerine engel oluşturuluyor, parlamentolarda kadın milletvekili adedi erkeklere oranla düşük hatta bazı ülkelerde çok düşük.


(+) Diğer tarafta Kadın astronotlar, başbakanlar, devlet başkanları, profösörler, otomobil yarışçıları, vücudların, beyinlerin emanet edildiği kadın cerrahlar, yazarlar, gazeteciler-savaş muhabirleri, Holding Başkanları, Konsey Başkanları, Gazete patronları, vs. var..


(-) Kadına şirketlerinin üst kademelerinde yer vermeyen kadınlar da var, kadın haklarına zarar verecek önerilere onay veren kadın milletvekilleri de var, hepsinin üstünde bazı ülkelerde yüzyıllarce süren mücadele sonunda kazanmış olduğu hakları iade etme hevesinde kadınlar da var, hem yaşlı, hem genç, hem okumuş, hem cahil, hem Üniversite öğrencisi..

Bir kömürcünün nikahlı karısı, bir prensin metresinden daha yüksektir ve saygıya daha layıktır.          (J.J. Rousseau)       http://www.asanat.com.tr/sayfa.asp?id=philo


Görüldüğü gibi bu konuda da sadece artılar veya eksiler yok, her ikisi de var çünkü yaşam dinamiğinin özü burada.


Yine de ben diyorum ki :


Bir fark yaratmanın, bir değişikliğin zamanıdır.

Ulusal ve Uluslararası alanda yılın her günü Kadın Günüdür.

Böyle bilinmeli, böyle kabul edilmelidir.

En azından şimdilik biz de Mart ayının bir tek gününü değil tümünü “kadın ayı” olarak benimsemeliyiz.

Tabiatın yeniden uyanış dönemi , doğum ve yeniden doğuş bu günlere isabet etmektedir. Baharı müjdeleyen dönem bu dönemdir.


Evet kadın Yaradan tarafından erkekten “farklı” kılınmıştır ama eksisi yoktur Büyük Artısı vardır, kadın hayat vermektedir, kadın, Yaradan’ın el vermesiyle, bedeninde yeni Can oluşturmaktadır, bu özelliği sayesinde de erkekle kıyaslanabilmesi mümkün değildir ama Yeryüzündeki Yaşam zorbanın hegemonyası altında, zorbalık önceliği de tabiat tarafından önce kadına hizmet etsin diye fiziksel gücü yükseltilen ama onun tarafından bu gücü kendisini de doğurmuş olan Kadın’a zorbalık olarak döndüren “bir kısım” erkeğe ait.


Kimden, nereden kaynaklanırsa kaynaklansın medeni toplumlarda doğru ve güzel olan benimsenir.



RENKLER


İşimiz renkler ve formlar olduğuna göre konuyu bir tarafından renklere bağlayalım.

İşimiz renkler ve formlar olduğuna göre konuyu bir tarafından renklere bağlayalım.


Mor, Yeşil ve Beyaz uluslarası kadın hakları ve ilerlemesi hareketinin “resmi” renkleridir. Kaynağı 1908 yılında İngiltere’de Sosyal ve Siyasal Kadın Birliği’ne dayanmaktadır.

 

 


Beyaz rengin saflığı, Morun adaleti, hukuku, fazileti, öz-güven ve öz-saygıyı, kadın oyunu, Yeşilin ise umudu ve yeni yaşamı simgelediği düşünülmüştür.


Son zamanlarda saflığın anlamı üzerine gelişen değişik görüşler paralelinde beyaz renk kullanılmamaya, yeni günü-yaşamı simgeleyen altın rengi kullanılmaya başlandı. Ama mor kadın birlikleri tarafından en çok benimsenen, en çok kullanılan renk.


Bir çok toplumda geleneksel olarak pembe kız, mavi erkek çocuk için yakıştırılan renktir fakat kadın kuruluşları cinsiyete göre renk belirlenmesinin erken yaşlarda eşitsizliğe etki edeceği görüşündedir ve pembenin kızların toplum içindeki yeri ve kadın hakları hareketini, kadının gelişimini temsil edemeyeceğini düşünmektedirler. Tabii pembenin bundan haberi yok, o güzel bir renk olduğunu biliyor ve sevenlerce bol bol kullanılıyor, ne ilginçtir özellikle erkek eşcinsellerin tercihi de pembeymiş, belki de onlar da pembeye yapılan haksızlığı dengelemek için rengi sahiplenmek istemişlerdir.


Mor, Pembe, Beyaz, Yeşil, Gold değil tüm renkler tabiatı, çiçeği simgeler, kadını simgeler, kadın içindir. Kadının rengi Gökkuşağı renkleridir. Kadının rengi ışığın rengidir.

Necip Yeşiltepe Mart 2008
a.necip@yesiltepe.com




()

Makaleler sayfasına geri dön.

 
 
® A Sanat ars longa vita brevis amblem ve logosu Necip Yeşiltepe Ltd. Şti.'nin tescilli markasıdır (20.06.2003 No:70214). Copyright © A Sanat 2003-2006. All Rights Reserved.
contact@asanat.com.tr
MdmSoft