
YUMURTA YARADILIŞ KOZMOS
Varlığın aynası nedir? Yokluk. Bir yerde yokluk varsa orası bütün sanatların ve hünerlerin aynasıdır (Mevlâna).
Yüce Varlık Ol dedi, Kozmik yumurta çatladı, Işık ortaya çıktı, zerrelere ayrıldı, sonsuzluğa dağıldı ve Evren doğdu. Tek olan Varlık Çokluk görünümündeki Varlığa dönüştü.
Yumurta, Yaratılışı ve Kozmik evrenin meydana gelişini ifade edebilmek üzere, çeşitli geleneklerde kullanilan bir semboldür. Yumurta doğum, yaşam, dirilme, yeni başlangıç, devamlılık, büyüme ve bereketin simgesidir.
Neolitik çağın erken dönemlerinden itibaren Avrupa ve Anadolu’da yaşayan insanlar için yumurta çok önemli bir semboldü. Yumurtanın tılsımlı bir güce sahip olduğuna, sadece arkadaşlık ve saygı göstergesi değil aynı zamanda kötülüklerden koruyan, şans, bolluk, sağlık veren, afetlerden koruyan özelliği olduğuna inanılıyordu.
Dünyadaki pek çok kültürde yumurta yaradılışın ana kaynağını temsil eder. Henüz hiçbir şey yaratılmamışken sadece büyük “kozmik bir yumurtanın” var olduğuna inanılırdı. Eski insanlar yaratılış gecesi bu yumurtanın patlayarak yaşayan her şeyin ortaya çıktığına inanırlardı. Bundan dolayı yumurta insanlığın en büyük gizeminin simgesi haline geldi.
Tarihte, Avrupalı Keltlerde, Afrikalı Dogon ve Bambara Kabilelerinde, Sibirya kavimlerinde, Fenikelilerde, Hindlilerde, Greklerde, Mısırlılarda, Tibetlilerde, Vietnamlılarda, Çinlilerde, Japonlarda, Endonezyalılarda ve daha birçok toplumda "kozmik yumurta sembolü” varoluşun tohumlarını içeren Evrenin Sembolu olarak benimsenmiştir.
“İlkel Dogon” efsanesine göre, en yüksek gök katındaki Tanrı “Amma”, evrenin işleyişini, kudretlerini verdiği Nommo Anagonnolara yani İnsanlara bırakmıştır. İleride ortaya çıkacak herşey evren yumurtasının içindeki özde saklıydı. Tanrı önce yumurtanın içinde tohumları yarattı. Spiral yıldız dünyaları yani Galaksiler, ardında ışınlar bırakan evren yumurtasının çatlayıp açılmasıyla meydana geldiler. Bunların nesnelleşmesi yumurtanın dışında olmuşsa da, yumurtanin iç spiral hareketi yönünde dönerler. İçindekileri salmış olan Amma'nın yumurtası bu işler bittiğinde kapanmıştır.
Bambara yerlilerine göre ise Kozmik Yumurta ruhun kendisidir. Dönüş hareketi aracılığıyla titreşimin merkezinde var edilmiştir. Bu yumurta biçimlenir, yavaş yavaş titreşimden ayrılır, uzayda (Mekânda) tek başına yer tutar, çatlayıp açılır ve rahminde oluşmuş yirmiiki temel unsuru dışarı salar ki, bunlar yaratılışın 22 kategori halinde düzenlenmesini sağlayacaklardır. Birçok Afrika kabilesinin inancına göre, evrenin yaratılışında tanrısal ses titreşimi, "yer" ve "göğün" ayrılmasından ve evreni düzenleyici prensiplerin oluşumundan önce, kozmik yumurtayı oluştururken, 4 ana yönü belirlemiş ve her birinde üç spiral hareket yapmıştır. Kökendeki uzay-zaman bütünü, birbirine karşıt olan bu iki prensibin (3 ve 4'ün) evliliğiyle belirlenir. Bu toplamdan doğan statik prensip 7'yi (3+4) ve çoğalmadan doğan dinamik prensip 12'yi (3x4) doğurmuştur.
Evren ruhsuz bir cevher, lekeli bir ayna gibidir (Materia Prima). Aynanın netleşmesi ve ilâhi isimlerin gerçeklik kazanması için, lekesiz-cilalı aynaya yani İnsan-ı Kâmil’e gereksinim vardır. İlâhi sır İnsan-ı Kâmil vasıtasıyla açığa çıkar. İnsan-ı Kâmil, cilalı ayna olabildiği yani doğruları, gerçekleri gördüğü ölçüde biricik görünür; biricik olan Hakk’tır. Aynanın simgelediği yok olma olgusu, ayna dahil her şeyin yok oluşunu, geriye yalnızca Hakk’ın yansımasının kalışını ifade eder. Yokluk, yok olma, fenâ hali Hakk içinde eriyip yok olma anlamına gelir.
Geriye kalan ilâhi görüntüdür. Bu görüntü hem ilâhi hem insanidir. Aynanın lekesiz yüzeyinde gerçekleşen perspektif değişimi Hakk (Yaratan) ve Halk (Yaratılan) olarak iki kutuplu bir mantığı, bir çeşit “karşıtların birliği”ni devreye sokmuştur. Epistemolojik olarak Hakk, halkın aynası, ontolojik olarak da halk Hakk’ın aynası olmuştur.
Bu iki karşıtlık, Hakk ve halk, “Vahdet-i Vücut”ta (Varlığın Birliği) birleşirler.
Sen aynadaki Hakk’ın yansımasından başka bir şey değilsin.