Ars longa vita brevis
 
 
 

 

 



MAKALE - SANATÇI 

Düşünmeden resim yapılmaz.


Tesadüfen ortaya çıkanın adı resim değildir; başka bir şeydir.


Resimde esas olan, sanatçının neyi yaptığından çok, neden ve nasıl yaptığını anlamaktır, bunu çözen sanatçıyı da yapıtı da çözmüş olur.


Gerçekler üzerine düşünmek ve düşündüklerini, gördüklerine-duyduklarına-izlediklerine karşı aldığı tavrını, soyutlama ve imgeleme yoluyla, tual üzerine aktarmak bir sanatçı duruşudur.


Resmin arkasında bir akıl yürütme, bir tavır alma, bir tepki verme, bir önerme yoksa, önde gözüken sanatsal bir iş olarak düşünülemez. İllüstrasyonla, fotografla sanatsal resim arasındaki fark bilinmeden resim anlaşılmaz, hele sanatçısı hiç anlaşılmaz. Hayatta bazıları sanatı yani işi üretir, diğerleri de ortaya çıkanı ve onu çıkartanı, olumlu-olumsuz eleştirerek, yererek veya meth ederek nemalanmaya çalışır.


İzleyici onu izlerken aslında o izleyiciyi ve tekil örneklerden hareketle değişik coğrafyalardaki, öncelikle de kendi coğrafyasındaki insanı, toplumu ve onun içine düştüğü halleri derinlemesine izlemektedir. İçine girdiği zihinsel ortam ve haller üzerine kafa yormakta, ve tepkisini oluşturmaktadır. Sevimli olmak ve gözükmek zorunda değildir, inatçı, geçimsiz, alaycı görüntü verebilir, sevindiğinde etrafı çınlatan kahkaha atabilir, uçlarda ve her duyguyu sınırları zorlarcasına yaşamaktadır, normal insan gibi görür, yaşar, aktarırsa yaptığı da sıradan olur. O derinliklerde veya yükseklerde yaşamalıdır, ayağını bastığı yerden baktığında sadece etrafındaki üç beş ağacı görebilir ama sanatçı duruşu çevresindekilere ve olaylara diplere inerek köklere bakmayı veya yükselip göklerden ormanı ve uzantılarını görmeyi gerektirir. Sanatçının sanatçı duruşu yoksa sıfatı da sanatçı olamaz.


Sanat bir tepki aracıdır. Kendine, topluma, tarihe karşı duyulan saygı ve sorumluluğun ifade şekillerinden, hür yaşamın simgelerinden biridir. Etkilenmeden tepki olamayacağına göre etkiyi enine boyuna en üst seviyede hisseden, tartan, yorumlayan ve tepkisel tavrını estetik görsel olarak aktaran kişi sanatçıdır. Bu onun için hayati bir işlemdir, onsuz yaşaması mümkün değildir. Yapısı bunu gerektirir, durduramazsınız, engelleyemezsiniz, susturamazsınız, ısmarlama resim yaptıramazsınız.


Sanatçının resmettiğinin kaynağında doğal olarak yaşadıkları vardır. Konuları genel ve özel ahlaki değerler, güncele duyulan kaygısı, tepkisi, onayı veya itirazı, alayı, tarihe düşürmek istediği sanatsal kayıt, attığı sanal şamar veya kondurduğu öpücüktür. Araç olarak kullandıkları ise ima, metafor, form, çizgi, renk, boya ve satıha bu araçların “özel vuruş izleri” dir.


Onun yaptığı, onun duygusunu, fikrini, acısını, sevincini, haykırışını,okşamasını yansıtır, başkasınınkini değil. Bu noktada aktaranla üstünde yorumunu getiren doğal olarak ayrışmaktadır. Haberi, olayı, başkasının dediğini diğerlerine iletene gazeteci-muhabir denir. Yorumda bulunan, tepkisini dile getiren fikir adamı, düşünce adamı, felsefe adamıdır. Bu yorumu, kendi yeni anlatımı ile ele alıp, çarpıcı ama kendi içinde kendi tarzında estetik olarak aktaran ise sanatçıdır. Esas olan aktarmak istediği ve aktarmak istediğine çekmek istediği ilgidir. Aktarım şeklini beğenmek, hayran olmak veya tepkisiz kalmak kişiye, birikime, algıya ve zamana göre değişebilir. Bugün anlayan bugün sever ve yanında yer almak ister, birlikte yaşamak ister. İleri tarihte algılayabilen ve anlayabilen ise o zaman sever ve eser o gün için nerede bulunuyorsa, bir koleksiyonerde, bir galeride, bir müzede, oraya koşar ve kısa bir süre için dahi olsa esere yani o eserin yansıttıklarına yakın durmak, onunla birlikte fotograf çektirmek ister.
Bir resim hangi teknikle, hangi boyutta yapıldığıyla değerlenmez, nasıl her eski antika değilse her yağlıboya resim de her desenden daha kıymetli değildir, desen vardır resmin şeması olmaktan çıkarılmış başlıbaşına bir resim olarak yaratılmıştır ve binlerce sanatçının tablosundan hatta aynı sanatçının bazı yağlıboya tablolarından daha değerli olabilir.


Yukarıdaki yazının bir adı olması gerekmiyor. Ne için yazıldığı başta da sonda da dipnotta da yer alsa tarihe düşülen kayıt özelliği değişmeyecektir. Jacques Brel’in ünlü ve eşsiz şiiri “Beni terketme” içinde aşk kelimesi geçmeyen dünyanın en ünlü aşk şiirlerinden biridir.


Yukarıdaki yazıda anlatılan gerçek sanatçı kişiliği, metin boyunca bir kez dahi sanatçının adı verilmeden yazılmış olsa da, kimden bahsedildiğini anlamak zor olmasa gerek.


Necip Yeşiltepe 2008 (Mehmet Güleryüz’e saygı)

“Resim ender rastlanan bir psikoloji, yaşam tarzı ve tavır gerektirir, amacım çevreyle anlaşmak değil, farklı bir bakış açısı ortaya koymak, hatta ürkütmek.” MG

 

“Gerçekliği dayanak almama rağmen, kapılarımı gerçek dışı olana hep açık tuttum. Yaptıklarımın gerçeküstü sisteme dayandığını sanabilirler. Benim hayvan, hayvanlaşan insan figürlerimdeki biçimlerim doğada olmayan biçimlerdir, ancak bu iki bünyeyi birleştirip insanlardaki hayvansallığı öne çıkarma kaygısı taşırlar.” MG

 

 

Mehmet Güleryüz 1938 yılında İstanbul'da doğdu. Orta öğrenimini Saint Joseph ve Saint Benoit’da tamamladı. 1958'de girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nü 1966'da birincilikle bitirdi. Oyunculuk öğrenim sürecini akademiye paralel olarak farklı “aktör stüdyo” larda ve önemli amatör tiyatolarda geliştirdi. 1963 yılında Asaf Çiğiltepe’nin yönettiği Arena Tiyatrosu’nda profesyonel oyunculuk kariyerine başladı. Desen ağırlıklı ilk kişisel sergisini 1963 yılında açtı. 1970 - 75 yılları arasında devlet bursu ile gittiği Paris'de Yüksek Resim ve Litographie ihtisası yaptı. 1971’de Paris’de ilk heykellerini ve Pont des Arts’daki perfomansını gerçekleştirdi. 1975 - 80 arası İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde ders verdi. 1980 yılında bu görevinden istifa ederek 1980 – 84 arası New York’a yerleşti. Brüksel'de 1984 süresince gerçekleştirdiği heykel ve gravürlerini Galeri 2016’da sergiledi. 1985’de İstanbul’a döndü. 1985'ten 2000’e kadar BİLSAK'da kendi adını taşıyan atölyede sanat eğitimi verdi. 1986'da “Kalın” adlı sanat dergisini yayınlamaya başladı. 1988’de Galeri Nev tarafından organize edilen 25 yılı içeren retrospektif sergisini Nan Freman’ın metnini yazdığı kitap eşliğinde İstanbul’da açtı. 1989 – 92 yılları arasında Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Kurucu Başkanlığı’nı üstlendi. 1990 - 95 yılları arasında Votre Beauté Dergisi “Güleryüz’lü Sohbetler” başlıklı röportaj dizisini sürdürdü. 1991’de Ankara Shearaton Oteli Atrium mekanında kalıcı olarak sergilenmek üzere 14 resimden oluşan “Karşı Rüzgar” serisini gerçekleştirdi. 1992'de Bilkent Üniversitesi'nde misafir öğretim görevlisi olarak ders verdi. 1992’de Polat Rönesans Oteli Lobisi için 7 parçadan oluşan “Çöp Masalları Dizisi” resim serisini gerçekleştirdi. 1995’de “Bosna için İnsanlık Girişimi” hareketi ile işgal altındaki Bosna’yı ziyaret etti. 1998 yılında Süleyman Demirel Cumhurbaşkanlığı döneminde 89 kişiye verilen devlet sanatçısı ünvanı, Mehmet Güleryüz tarafından Danıştay’a açılan “iptal davası”nın 2000 yılında kazanılmasıyla kaldırıldı. 1998 - 2001 senelerinde İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda “Bir Küçük İş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor” adlı 3 kişilik oyunda “Pepino” karakterini oynadı. Aynı oyunla Devlet Tiyatroları’nın Duisburg ve Dusseldorf’daki turnelerine katıldı. 2000 yılında tekrar başkanlığa seçildiği Türkiye Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’nin 2001 yılında Doğu Avrupa Başkanlığı’na, 2002 yılında birleşen IAA Avrupa 2. başkanlığına ve IAA Dünya Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. 2003’de Yapı Kredi Kazım Taşkent Galerisi’nde 40 yıl desen retrospektifini gerçekleştirdi. Yıldız Teknik Üniversitesi Birleşik Sanatlar Programı’nda 2003 - 2005 yılları arasında ders verdi. Kendi özel sanat atölyesi dersleri yanısıra, 1999’dan bu yana da Bilgi Üniversitesi Tasarım Kültürü ve Yönetimi Sertifika Programı’nda ders vermektedir. 2004 yılında İş Bankası Kültür Yayınları Nehir Söyleşiler Dizisinden “Güldüğüme Bakma” adlı yaşam öyküsü Ayşegül Sönmezay derlemesi ile yayınlandı. 2005’de Beijing’de gerçekleşen 16. IAA Dünya Genel Kurulu’na ve 2. Beijing Bienali’ne IAA Türkiye temsilcisi olarak katıldı.

 

 

 



()

Makaleler sayfasına geri dön.

 
 
® A Sanat ars longa vita brevis amblem ve logosu Necip Yeşiltepe Ltd. Şti.'nin tescilli markasıdır (20.06.2003 No:70214). Copyright © A Sanat 2003-2006. All Rights Reserved.
contact@asanat.com.tr
MdmSoft